İRCForumun.NET IRC Forum ve Bilgi Paylaşım Forumu Canlar Sohet

İRCD Hosting

İRCForumun.NET IRC Forum ve Bilgi Paylaşım Forumu > Genel Kültür Sanat Forumu > CF Sözlük > Atasözleri ve Deyimler
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09-29-2021, 06:15 PM   #1
*********takimlideri
Moderator
 
Özüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik Tarihi: Aug 2021
Üye No: 206
Mesajlar: 3.422
Nerden:
Cinsiyet:
Web Site:
IRC Sunucu:
IRC Radyo:
Aldığı Beğeni: 153
Beğendikleri: 104
@Özüm
Standart Kullandığımız deyimler nereden geliyor? İşte 12 deyim ve enteresan hikayeleri


Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız ancak kaynağını bilmediğimiz deyimler ile ilgili pek çok hikaye anlatılagelmiştir. İstanbul'un zengin kültürü bu deyimlerin hızla yayılmasına ve kabul görmesine neden olmuştur. Bir kitapta derlenen bu deyimlerden bazı örnekleri ve hikayelerini haberimizde bulabilirsiniz. İşte 'ağzınla kuş tutsan nafile', 'ateş pahası', çarşamba pazarına dönmek, 'Dingo'nun ahırı' gibi deyimlerin çıkış noktaları...

İşte tarihi olaylardan yola çıkılarak hazırlanan ve İstanbul’un zengin dili ve kültürüne dayanan bu deyimlerin hikaye, geçmiş ya da rivayetlerini anlatan olaylar… Bugün unutulmaya yüz tutmuş deyimlere de yer veren kitap, şehrin kültür tarihi açısından önemli bir kaynak niteliğinde.

İfade biçimi olarak kullandığımız deyimlerin nerden geldiği hemen hepimizin merak konusudur. Aslında tanımlamaya yakın olan tabirleri bu deyimleri daha sık ve güncel kullanmamızı sağlar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından “İstanbul'un 100 Deyimi” adıyla derlenen kitap, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. tarafından yayımlandı. Kitap, günümüzde kullanmaya devam ettiğimiz pek çok deyimin hikayesini ele alarak ilerliyor.

1. Ağzınla kuş tutsan nafile

1604623531726.png

Günlük hayatta sıkça kullandığımız bu deyimin kökeni Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Fransa'yla iyi ilişkilerin kurulduğu bir dönemde İstanbul'a gelen Fransa elçisi, Topkapı Sarayı'nda padişahın huzuruna kabul edilmeyi beklediği sırada işinin acele olduğunu, bir an önce padişahla görüştürülmesi gerektiğini söyleyince şu cevabı alır: “Şevketli padişahımız bugün çok hiddetli. Biraz önce külahından tavşanlar çıkaran, alev alev yanan çubukları ağzında söndüren, havaya uçurduğu kuşu birkaç sözüyle geri döndürüp ağzıyla ayaklarından yakalayan hünerli bir hokkabazı dahi huzurundan kovdu. Senin anlayacağın, ağzınla kuş tutsan nafile, ama yine de büyük bir hünerin varsa söyle, zat-ı şahaneye arz edeyim.”

1604623574357.png

Dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman, yanındaki maiyetiyle birlikte Halkalı'da ava çıkar. Fakat hava birden bozar ve sağanak yağış başlar. Padişahla adamları mecburen karşılarına çıkan ilk eve sığınmak zorunda kalırlar. Ev sahibi ocakta bir ateş yakar ve böylece padişah elbiselerini kurutur. Elbette evin sahibi bu misafirlerin kimler olduğunu bilmemektedir. Padişah, bu durum karşısında yanındakilere dönerek; “Şu ateş bin altın eder” der. Havanın iyice bozması neticesinde padişah ve adamları geceyi orada geçirmeye karar verirler. Ev sahibi misafirlerinin oldukça zengin kişiler olduğunu düşünür ve sabah evden ayrılırken borcunu soran padişaha “Bin bir altın” cevabını verir. Ateşin değerini padişahın biçtiğini, konaklamanın ise bir altın değerinde olduğunu ayrıca belirtir. ‘Ateş pahası' deyiminin de bu olay neticesinde ortaya çıktığı söylenmektedir.

3. Balık kavağa çıkınca

1604623614894.png

İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'e açılan kısmındaki Rumeli Kavağı ile Anadolu Kavağı'nda rüzgarlı havalarda balık avlamanın bir hayli zor olduğu bilinir. Bu nedende balığın bol ve fiyatının da uygun olduğu zamanlarda şehirde tutulan balıkların Kavaklar'a kadar götürüldüğü söylenmektedir. Bunun dışında kalan zamanlarda uygun fiyata balık almak isteyen vatandaşlara satıcıların verdiği cevap “o sizin dediğiniz ücret, balık kavağa çıkınca olur” şeklindedir. Satıcıların verdiği cevap zamanla dilimize yerleşmiş ve deyim halini almıştır.

4. Başında kavak yeli esmek



Sorumsuz ve kendi zevkleri uğruna işler yapan gençler için söylenen deyim ise aslında Anadolu ve Rumeli kavaklarının şiddetli rüzgarları üzerine söylenmiştir. Zamanla kişilerin karakter yapılarının tarifinde ve özellikle de gençlik dönemlerinde karşılarına çıkan bu deyimi de sıkça kullanmaktayız.

5. Çarşamba pazarına dönmek

1604623712948.png

Yine Osmanlı dönemlerine kadar uzanan bu deyim, Fatih Camisi avlusunun duvarından Yavuz Selim'e kadar uzanan bir alana kurulan kalabalık ve büyük çarşamba pazarlarından gelmektedir. Kargaşayı ve düzensizliği ifade etmekte kullanılan bu deyimi de günlük hayatımızda sık sık kullanmaktayız.

6. Dingo'nun ahırı

dingonunahiri

İstanbul'daki şehir içi ulaşımının atlı tramvaylarla sağlandığı dönemlere dayanan deyimin hikayesi de bir hayli ilginç. Şişhane'nin dik yokuşunu çıkmakta zorlanan atlı tramvaylara destek için ek atlar kullanılırmış. Destek için eklenen atlar ise Taksim'de bulunan Dingo isimli Ermeni bir vatandaşın ahırında dinlendirilir, oradan yeniden Azapkapı'ya götürülürmüş. Gün içinde ahıra sık sık girip çıkan atlardan dolayı bu deyimin doğduğu söylenmektedir ve günümüzde sık sık kullanılmaktadır.

7. Dolap çevirmek



Haremlik ile selamlık arasındaki iletişimin sağlandığı dolaplar, eski konaklarda bulunurmuş. Söz konusu dolaplar haremlik-selamlık bölmesinin arasında, ağaçtan, silindirik, alt ve üst kısımlarından bir mil ile tutturularak çevrilen dolaplar şeklindeymiş. Birbirine ilgi duyan ev sahiplerinin durumdan haberdar olmasını istemeyen konak görevlileri, bu dolay yardımıyla haberleşirlermiş. Yani tamamen gizli yapılan bu iş, aslında ‘dolap çevirmek' deyimini tam anlamıyla karşılıyor diyebiliriz.

8. Eşref saati

esref-saati

Osmanlı döneminde önemli bir olayın müjdeleneceği zamanların eşref saatlerine, yani uğurlu vakitlere denk getirilmesine özen gösterilirmiş. Saray halkından sokaktaki insanlara kadar herkes buna inanır, özen göstermeye gayret edermiş. Söz konusu olayın ya da işin açıklanacağı zamanlarda müneccime başvurulur, onun yönlendirdiği ya da uygun gördüğü bir vakitte gerekenler yapılırmış.

9. Gözden sürmeyi çekmek


Kasımpaşa'da bulunan Haliç Tersanesi'nde özel bölmelere ‘göz' adı verilirmiş. Bu bölmelerde saklanan ‘sürme' adı verilen keresteler, zaman zaman marifetli hırsızlar tarafından çalınırmış. Günümüzde pek çok durum karşısında kullanılmaya devam edilen bu deyimin temeli, hırsızlık yapan kimselere dayanıyor.

10. İki dirhem bir çekirdek

iki-dirhem-bir-cekirdek

Özellikle eski İstanbul'da şık giyinen kimseler için kullanılan bu deyim, günümüzde de aynı şekilde anlamını yitirmeden kullanılmaya devam etmektedir.

 
Alıntı ile Cevapla


Cevapla
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil



Forum Bilgilendirme
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2023, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Forum Barinma ve Kurucusu: www.ozlubilisim.com
İRCForumun.NET Forum Sahibi: karizma_
    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video v.b. eserlerin paylaşımı yasaktır. Yasal işlem olması halinde paylaşan kişi yada kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.
Yukarı Çık