İRCForumun.NET IRC Forum ve Bilgi Paylaşım Forumu Canlar Sohet

İRCD Hosting

İRCForumun.NET IRC Forum ve Bilgi Paylaşım Forumu > Genel Kültür Sanat Forumu > Biyografiler > Şairler / Yazarlar
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 12-12-2020, 12:37 AM   #1
Forum Sahibi
 
iStanbuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik Tarihi: Nov 2020
Üye No: 1
Mesajlar: 2.988
Nerden: 34 İstanbul
Cinsiyet: Erkek
Web Site: irc.yuvam.net
IRC Sunucu: Erkek
IRC Radyo: RadyoOzlu
Aldığı Beğeni: 97
Beğendikleri: 209
@iStanbuL
Standart Edip cansever

Edip Cansever (d. 8 Ağustos 1928, İstanbul - ö. 28 Mayıs 1986) Şair, yazar.



Kumkapı Ortaokulu'nu, İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi (1946). Bir süre Yüksek Ticaret Okuluna devam etti, sonra ayrılarak ticarete atıldı. 1976'da ortağına devredinceye kadar babasının Kapalıçarşı'daki dükkanında antikacılık yaptı. Beyin kanaması geçirdiği Bodrum'dan İstanbul'a getirildiyse de kurtarılamadı. Mezarı Rumelihisarı'ndadır.

İlk şiiri İstanbul dergisinde yayımlandı (Düşünce, Mart 1944). Bu ilk denemelerini, önce Garip etkisindeki yaşama sevincinin dile getirildiği şiirler, sonra İkinci Yeni akımı içinde özgün örnekler izledi.

Her kitabında kendini yenileyerek, toplumda en iyi tanıdığı çevreyi ve bu çevrenin insanlarını anlatmak, bir bakıma onların içlerini dışa çevirmek (Mehmet H. Doğan) istedi.

Değişik bir söyleyişin, imge düzeninin egemen olduğu şiirlerinde çağdaş insanın yabancılaşmasını düşünsel yanı ağır basan bir anlayışla işledi, yaşanan gerçekliği belli bir dünya görüşüyle irdelemeyi amaçladı.

Memet Fuat'ın değerlendirmesiyle, "Edip Cansever de, Turgut Uyar gibi, çok sesli bir şiirin yaratıcısı oldu. Özgünlüğü kendisinden esinlenenleri damgalayıp 'taklitçi' durumuna düşürecek boyutlardaydı. Bu yüzden tek kaldı. Bir ara yanına sokulur gibi olan Ahmet Oktay da tehlikeyi sezince hemen uzaklaşmak gereğini duydu.

İkinci Yeni içindeki yeri, anlama verdiği önemle, Turgut Uyar'a yakındı. Anlatılamayan, anlatılamadan kalan şeyleri bulup çıkarmaya, anlatmaya çabaladı. Orta malı edilmemiş anlamlan sadece insanın iç dünyasında değil, yaşamın çeşitli dış görünümlerinde de yakalamayı başardı.

Soluklu uzun şiirlere eğilim duydu. Geleneksel şiirin değişmez kuralı olarak görülen 'yoğunlaştırma'ya, şiiri yakalamak için sözü sıkıştırmaya yakınlık duymadı. Kimi zaman dize yapısına hiç önem vermedi. Gereksiz görülen bir sürü çizgi içinden en güzel deseni çıkanveren bir ressam gibi yöneldi şiirsel güzelliklere."

Şiirlerinde "otel" metaforunu sıkça kullandığı için edebiyatımızda "Oteller Şairi" olarak anılmıştır.

En meşhur şiirlerinden biri olan "Sera Oteli" için Salah Birsel "Bu şiir Cansever'in portresidir" demiştir. Edip Cansever'i İkinci Yeni topluluğunun diğer isimlerinden ayıran en önemli farklardan biri, dize alışkanlığını tamamen kırmış olmasıdır.

II. Yeni şiiri genel özelliklerde de değinildiği üzere şiirde öyküleme tekniğine yani uzun uzun anlatmaya karşıdır fakat Edip Cansever'de bu durum biraz farklıdır. Çünkü Edip Cansever; öyküye, tasvire ve diyalog tarzı ifadelere şiirlerinde sıkça yer vermiştir. Bu yüzden de Edip Cansever'in metin hacmi oldukça fazladır.

Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup adlı eserleri teatral anlatımın görülmesi açısından önemlidir. En meşhur eseri Yerçekimli Karanfil'dir.
Bütün şiirleri "Sonrası Kalır I - II" adlı eserinde toplanmıştır.

Edip Cansever'in Eserleri:

ŞİİR:
-İkindi Üstü (1947),
-Dirlik Düzenlik (1954),
-Yerçekimli Karanfil (1957),
-Umutsuzlar Parkı (1958),
-Petrol (1959),
-Nerde Antigone (1961),
-Tragedyalar (1964),
-Çağrılmayan Yakup (1969),
-Kirli Ağustos (1970),
-Sonrası Kalır (1974),
-Ben Ruhi Bey Nasılım (1977),
-Sevda ile Sevgi (1977),
-Şairin Seyir Defteri (1980),
-Yeniden (bütün şiirleri, 1981),
-Bezik Oynayan Kadınlar (1982),
-İlkyaz Şikâyetçileri (1984),
-Oteller Kenti (1985).

DÜZYAZI:
-Gül Dönüyor Avucumda (Ölümünden sonra 1987)
-Şiiri Şiirle Ölçmek

ÖDÜLLERİ:
-1958 Yeditepe Şiir Armağanı Yerçekimli Karanfil ile
-1977 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Ben Ruhi Bey Nasılım ile
-1982 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü Yeniden ile
----------------------------------------------

KENDİLERİ

Babamın Kapalıçarşıdaki dolabında (O zamanlar bugünkü gibi dükkanlar sayılıydı. Yerden yüksekçe minderli, tahta kepenkli dolaplar vardı.) ticarete başlıyorum. Gerçi ticaret de ilgilendirmiyor beni. Oldum bittim alışveriş yapmayı hiç mi hiç sevmedim, benimseyemedim zaten. Ne var ki, başkaca çıkar bir yol da yoktu. On dokuz yaşında evli, yirmisinde çocuğu olan bir genç! Hem de ev geçindirmek zorunda, hem de şiire tutkun. Neyse ki bir kaç yıl sonra büyük Kapalıçarşı yangınıyla dükkanım kül oluyor. Asma katlı bir başka dükkana geçiyorum. Ortağım iyi yürekli bir insan. O satışları yönetiyor, bense asma katla okuyup yazıyorum. Şiirle gerçek dostluğumuz o tarihlerde başlıyor ve yirmi iki yıl sürüyor. Ondan sonrası evimde, odamda, kitaplarımın arasında ..

Bir gün .. Evet, bir gün Tanpınar şiirlerimi görmek istiyor. 17-18 yaşlarımdayım. Tünel'deki Narmanlı yurduna gidiyorum. Bana kocaman bir çay fincanıyla kahve sunuyor. Gene kocaman masasına oturup gözlüğünü taktıktan sonra, hiçbir bıkma belirtisi göstermeden bütün şiirlerimi okuyor. Okuması bittikten sonra başını kaldırarak (iyice aklımda) ilk cümlesini söylüyor:

"Bu şiirler çok güzel, hepsi de güzel. Ama hiçbiri şiir değil!" Tabi bu yargı iyiden iyiye yadırgatıyor beni, gene de anlamış görünerekten çıkıyorum dışarı. Çıkmadan daha başka şeyler de söylüyor. Neden ölçülü uyaklı yazmadığımı soruyor bir ara. Bense, sorusunu gene kendisi yanıtladığı için sadece susmayı yeğliyorum. Sonra odanın ortasına bir sürü resim yayıyor. Uzun uzun resime nasıl bakılacağını anlatıyor. Resim üzerinde çok durmamı, resmi çok sevmemi öğütlüyor. Şu kadarını eklemek isterim ki, sonradan kitaplarını okumam bir yana, Türkiye'nin en kültürlü sanatçılarından biriyle karşılaştığımı daha o gün anlıyorum. (Türkiye Yazıları, sayı 3, 1977).

***

YERÇEKİMLİ KARANFİL

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.






Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam



IRCForumun
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2021, 06:50 PM   #2
*********takimlideri
Moderator
 
SinSireLLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik Tarihi: Aug 2021
Üye No: 208
Mesajlar: 5.013
Nerden: 73 Şırnak
Cinsiyet: Bayan
Web Site: www.Gurbetyeri.org
IRC Sunucu: Bayan
IRC Radyo: http://radyo.gurbetyeri.org:9730/listen.pls
Aldığı Beğeni: 234
Beğendikleri: 688
@SinSireLLa
Standart

Emeğine sağlık

 
Alıntı ile Cevapla


Cevapla
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil



Forum Bilgilendirme
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2023, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Forum Barinma ve Kurucusu: www.ozlubilisim.com
İRCForumun.NET Forum Sahibi: karizma_
    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video v.b. eserlerin paylaşımı yasaktır. Yasal işlem olması halinde paylaşan kişi yada kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.
Yukarı Çık